Araştırmacı-Yazar Muhsin Sevencan:
‘YALOVA'NIN TARİHİNİ BELGELERLE GELECEĞE TAŞIMAYA ÇALIŞIYORUM’
Sekiz yıl süren romanı ve yıllar süren arşiv çalışmalarıyla hazırladığı dört eserini 19 Temmuz'da Yalovalılarla buluşturacak olan Muhsin Sevencan, kentin tarihi hafızasını geleceğe taşımayı amaçladığını söyledi..
Haber
Yalovalı Araştırmacı-Yazar Muhsin Sevencan, 19 Temmuz Yalova'nın kurtuluş yıl dönümünde Uğur Mumcu Kültür Merkezi önünde düzenleyeceği imza gününde okuyucularıyla buluşmaya hazırlanıyor. Sabah saat 08.00'de başlayacak etkinlikte gün boyunca dört eserini imzalayacağını belirten Sevencan, özellikle Yalova'nın kurtuluş gününü seçmesinin tesadüf olmadığını söyledi. Yıllardır çalışmalarının merkezine Yalova'nın tarihini koyduğunu ifade eden Sevencan, imza gününde okuyucularıyla buluşturacağı dört kitabın da farklı yönleriyle Yalova'yı anlattığını belirtti. Yazdığı romanın genel kurgusunun Osmanlı dönemini anlattığını ancak önemli bölümlerinin Yalova'da geçtiğini söyleyen Sevencan, Abdülhamid dönemini konu alan eserinde de Yalova'daki hafiye faaliyetleri ve dönemin olaylarına yer verdiğini ifade etti. Romanını tamamlayabilmek için sekiz yıl çalıştığını anlatan Sevencan, diğer üç kitabının da en az beşer yıllık araştırmalar sonucunda ortaya çıktığını söyledi. Tarih araştırmalarının uzun ve sabır isteyen bir süreç olduğunu vurgulayan Sevencan, eserlerinin yıllarca süren arşiv incelemeleri sonunda hazırlandığını dile getirdi.
‘ŞAHSİ GÖRÜŞLERİMİ DEĞİL, BELGELERİ KONUŞTURUYORUM’..
Son yayımladığı eserini Ermeni soykırımı iddialarına tarihi belgeler ışığında cevap vermek amacıyla kaleme aldığını belirten Sevencan, kitabın girişinde Amerika Birleşik Devletleri Senatosu ile Amerikan başkanlarının açıklamalarını esas aldığını söyledi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bu konuyla ilgili yaptığı bir konuşmadan da yararlandığını belirten Sevencan, iddialara cevap verirken kişisel yorumlardan çok resmi belgelere dayandığını ifade etti. "Ben şahsi fikirlerimden ziyade belgeleri konuşturmayı tercih ediyorum" diyen Sevencan, çalışmasında Osmanlı Arşivi, Genelkurmay Arşivi, Milli Savunma Bakanlığı Arşivi, Kızılay Arşivi ve çeşitli yabancı arşivlerde bulunan belgelerden yararlandığını söyledi. Araştırmasının temelini resmi evrakların oluşturduğunu vurgulayan Sevancan, "Kişisel düşünceler tartışılabilir. Ama resmi belgeler açık ve nettir. Ben okuyucuya kendi yorumumu değil, belgelerin söylediklerini sunuyorum." ifadelerini kullandı.
OSMANLICA BELGELERİ HERKESİN OKUYABİLECEĞİ HALE GETİRDİ..
Sevencan, eserlerini hazırlarken yalnızca belge toplamakla yetinmediğini, Osmanlıca metinlerin günümüz okuyucusu tarafından anlaşılabilmesi için iki aşamalı bir çalışma yürüttüğünü anlattı. Önce Osmanlıca belgeleri günümüz Türkçesine çevirdiğini belirten Sevencan, daha sonra bu çevirileri yeniden sadeleştirerek herkesin anlayabileceği bir dile dönüştürdüğünü söyledi. Sevencan, “Osmanlıca metinleri olduğu gibi yayımlasam okuyucu anlamakta zorlanacaktı. O nedenle kitabı adeta iki kez yazmış oldum. İlk olarak çevirisini yaptım, ardından konuşma diline uygun şekilde sadeleştirdim. Özellikle gençlerin de rahat okuyabilmesini istedim" dedi. Bu yöntemin kitabın en önemli özelliklerinden biri olduğunu ifade eden Sevencan, tarihi belgelerin yalnızca akademisyenlerin değil, toplumun her kesiminin anlayabileceği şekilde sunulmasının önemli olduğunu dile getirdi.
Araştırmacı-Yazar Muhsin Sevencan, son kitabında Ermeni soykırımı iddialarını tarihi belgeler ışığında ele aldığını belirterek, amacının tartışma oluşturmak değil, resmi arşiv kayıtlarını kamuoyuna sunmak olduğunu söyledi. Kitabın kronolojik bir anlatımla hazırlandığını ifade eden Sevencan, Osmanlı dönemine ait belgeleri günümüz okuyucusunun anlayabileceği dile çevirdikten sonra sadeleştirerek kullandığını belirtti. Böylece tarih araştırmalarının yalnızca akademik çevrelere değil, geniş okuyucu kitlesine de ulaşmasını hedeflediğini de dile getirdi. Güney Marmara'da yaşanan olaylara ilişkin kapsamlı araştırmalar yaptığını anlatan Sevencan, bölgenin İstanbul'a yakınlığı nedeniyle tarih boyunca stratejik bir önem taşıdığını söyledi.
Güney Marmara'da yaşanan olayların sebeplerini anlatan Sevencan, dönemin Ermeni örgütlerinin merkezlerinden birinin İstanbul olduğunu belirterek, bunun Yalova ve çevresini doğrudan etkilediğini ifade etti. İstanbul'un yakınlığı nedeniyle bölgedeki Ermeni köylerinde örgütlenmenin hız kazandığını söyleyen Sevencan, bazı çetelerin Osmanlı askerlerinin üniformalarını kullanarak Ermeni köylerine saldırılar düzenlediğini, böylece halkın Osmanlı yönetimine karşı kışkırtılmaya çalışıldığını öne sürdü. Araştırmaları sırasında bu iddiaları desteklediğini belirttiği arşiv belgelerine ulaştığını ifade eden Sevencan, yapılan aramalarda Osmanlı askerlerine ait kıyafetlerin ele geçirildiğini söyledi. Yalova'nın Sugören köyündeki kilisenin mahzeninde de Osmanlı askerlerine ait kıyafetler bulunduğunu öne süren Sevencan, bu bilgilerin çeşitli resmi kayıtlar ve arşiv belgelerinde yer aldığını belirtti.
Yalova'nın tarihsel yerleşim düzenini de inceleyen Sevencan, Ermeni köylerinin büyük bölümünün tarihi İpek Yolu güzergâhı üzerinde kurulduğunu söyledi. Dil İskelesi'nden Orhangazi yönüne ilerleyen güzergâhta Kılıç, Laledere, Gacık, Sugören ve Çengiler başta olmak üzere birçok Ermeni köyünün bulunduğunu belirten Sevencan, bu yerleşimlerin daha sonra Orhangazi, İznik ve Gemlik hattına kadar uzandığını ifade etti. Rum köylerinin ağırlıklı olarak deniz kıyısında, Türk köylerinin ise daha iç kesimlerde ve dağlık bölgelerde kurulduğunu anlatan Sevencan, Ermeni nüfusunun ise ticaret yollarına yakın bölgelerde yaşadığını söyledi. Osmanlı Devleti'nin ticaretin gelişmesi amacıyla bu yerleşim düzenine izin verdiğini ifade eden Sevencan, uzun yıllar ‘Millet-i Sadıka’ olarak anılan Ermeni toplumunun zaman içinde farklı ideolojik etkilerle devlete karşı örgütlendiğini de öne sürdü.
Araştırmalarında yabancı devletlerin ve misyoner okullarının faaliyetlerine de yer verdiğini söyleyen Sevencan, Fransa ve İngiltere'den gelen misyonerlerin bazı Ermeni okullarında eğitim verdiğini, isyan düşüncesinin yıllar içinde sistemli biçimde yaygınlaştırıldığını iddia etti. Ermeni çetelerinin kendi halkı üzerinde de baskı kurduğunu öne süren Sevencan, silahlı gruplara destek vermeyen kişilerin tehdit edildiğini, para toplamaya zorlandığını ve dönemin devlet otoritesinin bunu önlemekte yetersiz kaldığını savundu.
Kitabına neden ‘Siyah Kitap’ adını verdiğini de anlatan Sevencan, bu ismin bilinçli bir tercih olduğunu söyledi. Türkler aleyhine kaleme alınan Arnold Toynbee'nin ‘Mavi Kitap’ı ile bir Fransız yazarın hazırladığı ‘Sarı Kitap’a karşılık kendi eserine ‘Siyah Kitap’ adını verdiğini belirten Sevencan, ayrıca Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin 1921 yılı tutanaklarında geçen "Bu konuda binlerce siyah kitap yazılabilir" ifadesinden de etkilendiğini dile getirdi.
Tarih araştırmaları sırasında çok sayıda acı olayla karşılaştığını ifade eden Sevencan, Türkiye'nin geçmişinin büyük fedakarlıklarla şekillendiğini söyledi. Genç kuşakların tarihlerini daha iyi öğrenmesi gerektiğini vurgulayan Sevencan, geçmişte yaşanan acıların unutulmaması gerektiğini belirterek, bu bilinçle eserlerini kaleme aldığını ifade etti.
Sevencan, en dikkat çeken çalışmalarının bir tanesinin de ‘1840 Yılı Yalova Nüfus Defterleri’ olduğunu söyledi. Osmanlı Devleti'nin II. Mahmut döneminde gerçekleştirdiği nüfus sayımına ait kayıtları günümüz Türkçesine kazandıran eser, yalnızca tarih meraklılarının değil, aile geçmişini araştıran birçok Yalovalının da başvurduğu önemli bir kaynak haline geldi. Sevencan, kitabın hazırlanış sürecinde Osmanlı Arşivi'nde bulunan nüfus kayıtlarını tek tek inceleyerek bugünkü Yalova sınırları içerisindeki yerleşim yerlerine ait kayıtları gün yüzüne çıkardığını anlattı. Çalışmanın Altınova'dan Armutlu'ya kadar uzanan geniş bir coğrafyayı kapsadığını belirten Sevencan, bugün Bursa'ya bağlı olduğu dönemlere ait bazı yerleşimlerin kayıtlarını da Bursa nüfus defterlerinden temin ederek kitaba dahil ettiğini söyledi.
Kitabın yayımlanmasının ardından beklemediği bir ilgiyle karşılaştığını dile getiren Sevencan, eserin özellikle soy araştırmaları açısından önemli bir kaynak haline geldiğini ifade etti. Şu ana kadar en az on kişinin kitapta yer alan bilgiler sayesinde soy kütüklerine ulaştığını ve miras davalarında bu kayıtları kullandığını belirten Sevencan, "Bu kitap yalnızca tarih kitabı olmadı. Aynı zamanda birçok vatandaşın resmi süreçlerde faydalandığı bir kaynak eser haline geldi" dedi. Kitabın ilk baskısının kısa sürede tükendiğini söyleyen Sevencan, bugün kitapçılarda bulunmadığını, yalnızca kendi arşivinde kaldığını belirtti.
Nüfus defterlerini yalnızca çevirmekle yetinmediğini anlatan Sevencan, okuyucunun dönemin sosyal hayatını daha iyi anlayabilmesi için her sayfaya farklı tarihi bilgiler eklediğini söyledi. Kayıtların bir yanında Osmanlıca orijinallerine, diğer yanında ise günümüz Türkçesine yer verdiğini belirten Sevencan, köylerle ilgili eski fotoğraflar, haritalar, mezar taşları ve tarihi yapıları da kitaba ekleyerek çalışmayı zenginleştirdiğini ifade etti. Sevencan, böylece okuyucuların yalnızca isim listelerini değil, dönemin yaşamına ilişkin görsel ve tarihi bilgileri de bir arada görebildiğini dile getirdi.
‘BENİM KONUM YALOVA’..
Yıllardır araştırmalarını yalnızca Yalova üzerine yoğunlaştırdığını vurgulayan Sevencan, "Benim konum Yalova. Hep Yalova'yı araştırdım, Yalova'yı yazdım. Gazetedeki yazılarımda da sürekli Yalova'nın tarihini anlatıyorum. Bu şehir benim çalışma alanım oldu" dedi.
19 Temmuz'da Uğur Mumcu Kültür Merkezi önünde düzenleyeceği imza gününün kendisi için ayrı bir anlam taşıdığını ifade eden Muhsin Sevencan, Yalova'nın kurtuluş gününde hemşerileriyle buluşacak olmanın heyecanını yaşadığını söyledi. Sabah saat 08.00'den itibaren gün boyunca okuyucularıyla birlikte olacağını belirten Sevencan, "Dört eserimi Yalovalılarla buluşturacağım. Tarihini merak eden, kitaplarımı incelemek isteyen, sohbet etmek isteyen herkesi bekliyorum. Ne kadar çok okuyucuyla buluşursam o kadar mutlu olurum. Çünkü yıllardır yaptığım bütün çalışmaların merkezinde Yalova var" diyerek tüm vatandaşları imza gününe davet etti.
https://haberci.com.tr/tarihe-imza-atacak/